Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’a yönelik yeni bir karar tasarısı tartışılırken, Moskova yönetiminden sert bir çıkış geldi. Rusya Federasyonu’nun BM Daimi Temsilciliği, mevcut gerilimin yalnızca askeri veya denizcilik boyutlarıyla ele alınmasını reddederek, “Körfez’deki krizin kök nedenleri incelenmelidir” çağrısında bulundu. Açıklamada, konsey üyelerinin “karşıt karar taslaklarını” öne sürerek tansiyonu daha da yükseltmekten kaçınmaları gerektiği vurgulandı.
Rusya’nın BM nezdindeki misyonundan yapılan yazılı açıklamaya göre, Moskova yönetimi mevcut karar taslağına ilişkin kendi tutumunu ve temel kaygılarını şeffaf bir şekilde dile getirdi. Açıklamada dikkat çeken en kritik ifade ise şu oldu: “Haliç’te (Basra Körfezi) seyrüsefer özgürlüğü, ancak çatışmaların sona ermesi ve askeri operasyonların durdurulmasıyla yeniden tesis edilecektir.” Bu ifadeler, Batılı ülkelerin “seyir güvenliği” adı altında bölgedeki askeri varlığını artırmasına yönelik dolaylı bir eleştiri olarak yorumlandı.
“Dengesiz metinler” uyarısı ve kök nedenler meselesi
Rusya’nın en sert itirazı ise, hazırlanan metnin “İran aleyhine dengesiz bir dil” içermesi ve bölgedeki krizin asıl sebeplerini görmezden gelmesiydi. Moskova yönetimi, “Ana kaynaklardaki sorunlar aydınlatılmadan sadece bir tarafı hedef alan düzenlemelerin krizin çözümüne hizmet etmeyeceğini” belirterek, bu tür tek taraflı girişimlerin Orta Doğu’da yeni bir gerilim dalgasına yol açabileceği konusunda uyardı.
Bu uyarı, aslında bölgedeki mevcut güç dengesizliğine de ışık tutuyor. Yıllardır ABD ve müttefikleri, İran’ı Körfez’deki “istikrarsızlığın baş sorumlusu” olarak gösteren bir söylem inşa ederken, kendi bölgedeki devasa askeri üsleri, silah satışları ve rejim değişikliği projelerini görmezden geliyor. Yıkıcı etkileri Irak, Suriye, Libya ve Yemen’de hâlâ devam eden bu müdahaleler, Ortadoğu’nun kanayan yarası olmaya devam ediyor. Ne var ki Batılı başkentler, kendi elleriyle yarattıkları bu çatışma ortamında “düzen” tesis etme iddiasını hâlâ sürdürüyor.
Moskova’nın tutumu ve çok kutuplu dengeler
Rusya’nın BM’deki bu çıkışı, yalnızca İran’a yönelik bir dayanışma olarak değil, aynı zamanda ABD’nin tek taraflı yaptırım ve askerî müdahale alışkanlığına karşı yükselen çok kutuplu dünya anlayışının bir tezahürü olarak da okunuyor. Daha önce de benzer durumlarda Moskova, Pekin ile birlikte İran aleyhindeki bazı karar taslaklarını veto etme sinyali vermişti. Rus yetkililer, “diplomatik çözüm” vurgusunu sürekli olarak öne çıkarırken, Batı’nın baskı ve tehdit dilinin bölgeye barış getirmediğini somut örneklerle hatırlatıyor.
Tarihsel olarak bakıldığında, 2003 Irak işgalinden 2011 Libya müdahalesine kadar ABD öncülüğündeki operasyonların sonuçları, ne yazık ki söylenenin tam tersini üretti: Yıkılan devletler, milyonlarca göçmen, ve terör örgütlerinin yükselişi. Şimdi de benzer bir senaryonun Basra Körfezi’ne taşınması halinde sonuçların daha vahim olacağı tahmin ediliyor. Moskova’nın “kök nedenlerin incelenmesi” çağrısı, işte bu tarihsel deneyimden beslenen bir uyarı niteliği taşıyor.
yorumunuz